Gönlün sınırları nefsin serbestliği olmamalı.
BİLGİSAYAR in EDİRNE
elif isn't in your network. Add elif
|
yaşarwrote:
selam
Jan. 14
|
|
|
yaşarwrote:
TRT Şeş- Hasan Cemal ve Milliyeçilik, 2 Şubat 1920...
TRT Şeş- Hasan Cemal ve Milliyeçilik, 2 Şubat 1920- "Gaz Müdürü", Fransızlık- Adım Adım Gidişler- Neoliberal Jakoben Takım... 2009 yılının "yarım haftası" bitmiştir. Şimdi ikinci haftasına girilmektedir. "Yarım yamalak haftadan" tam haftaya geçerken işler de yarım yamalaktır. Zaten, hep yarım yamalak işler peşinde koşarken bir türlü doğru üzerine gidilememektedir. Şimdi şu hale bakınız: Ankara'da 7 genç öğrenci gaz zehirlenmesinden hayatlarını kaybetmişlerdir. Gaz sızması haberi alınınca yapılan kontrolün yarım yamalak olduğu ortaya çıkmıştır. "Gaz müdürü" "Gaz özelleştirilecek bu yayınlar fiyatı düşürür" diyebilmiştir. Onlara göre önemli olan paradır. "Özelleştirme tabuculuğunun" zihniyeti böyledir. O zihniyet Türkiye'nin elinde ne varsa haraç mezat sattırmıştır. 7 gencin ölümü o tabu karşısında ne olacaktır ki? 1- CEMAL VE ULUSALCILIK... Şimdi "TRT ŞEŞ" yayına başlamıştır. Memnun olan da vardır, olmayan da. Ama bakın başka ne sorunlar varmış? Meselâ, Milliyet Gazetesi yazarı meslekdaşımız, Hasan Cemal'e göre şu sorunlar da varmış: 1- Milliyetçilik- ulusalcılık, 2- Yabancı düşmanlığı, 3- Askeri siyaset ilişkisi. Milliyetçilik ve ulusalcılık kaynağını Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali Felsefesi'nden almaktadır. Bundanda mı vazgeçilmesi gerekmektedir? 2- KİMLİKSİZ TÜRKİYE Mİ?... 1. Dünya Savaşı öncesinde zamanın emperyalizmi Anadolu'yu da paramparça etmek için "Birinci Şark Meselesi'ni" ortaya çıkarmıştı. Anadolu işgal edilmişti. Ama, Mustafa Kemal Paşa, Gazi Paşa, Atatürk'ün başlattığı Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali Devleti kurulmuştur. Şimdi işte o felsefeden vazgeçmek demek "kimliksizlik"tir. Zaten, yeni emperyalizmin siyaseti de Türkiye'yi "kimliksizleştirmektir". Meslekdaşımız Hasan Cemal tarihsel bir yanılgı, hata içindedir. 3- SANKİ 2 ŞUBAT 1920... Meslekdaşımız Hasan Cemal hata içinde "Ulusalcılık ve milliyetçiliğin sorun" olduğundan söz etmektedir. Peki şuna ne demelidir? Zamanın emperyalizminin Anadolu'yu işgali zamanıdır. İşgal devletlerinin üç Yüksek Komiseri, Monsieur Ledolux- Ryan ve Galli 2 Şubat 1920 günü bir açıklama yapmışlardır. Tam metni uzundur. O açıklamanın bir bölümünde şöyle denilmektedir: "...Anadolu'daki bugünkü vaziyet muntazam kuvvetlerin (Ordu'nun) da desteğine sahip olan milliyetçilerin eseridir. Mustafa Kemal ve milliyetçiler mütareke ahkâmına uymamaktadırlar..." 4- NEYDİ O MÜTAREKE AHKAMI?... Peki neydi o "Mütareke ahkâmı (şartları)"? Anadolu ve Trakya'nın, İstanbul'un emperyalist, İngiltere, İtalya, Fransa, Yunanistan, arasında paylaştırılması. Karadeniz Bölgesi'nde Pontus Rum Devleti kurulması, Doğu ve Güneydoğu Anadolu coğrafi bölgemizde Ermenistasn ve Kürdistan teşkili ve bunların ABD İngiltere kontrolünde olması Boğazların ABD egemenliğine verilmesi. Anadolu'nun "müstemleke halinin" devam etmesi. Yani 30 Ekim 1918 Mondros ve onu takip eden Sevr şartları. İşte Mustafa Kemal Paşa'nın başlattığı Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali felsefesi emperyalizmin bu siyasetini tarihin çöp sepetine atmıştır. Bu mudur ulusalcılığın, milliyetçiliğin şimdi sorun olarak görülmesi? 5- ŞİMDİKİ ZAMAN... Şimdiki zamanda ne olmaktadır? 1- Bir süre önce Diyarbakır'a giden Avrupa Parlamentosu'nun 6 mensubu Baydemir'in odasında "...Buraya Kürdistan davanıza yardımcı olmaya geldik. Kürdistan adını artık serbestçe kullanabiliyoruz..." demişlerdi. 2- Ermenistan'ın uyduruk Ermeni soykırım iddiaları, Brüksel-Washington hattında emperyalizmin Türkiye üzerindeki siyasetleri dahilinde destek bulmaktadır. Daha doğrusu işin terzileri onlardır. Boğazlar statüsü ve pontusçuluk halâ ağızlarındadır. 3- "Globalleşme" "Neoliberalizm" şalları altında Türkiye'nin iktisadiyatı çöktürülmekte yeni emperyalizm 70 milyonluk bir pazar aramaktadır. Ulusalcılık ve milliyetçilik bunlara da karşıdır. 6- LİBERAL KİMLİKSİZLİK... "Neoliberalizm" çökmektedir. Bu çöküşten önce Türkiye'de yeni liberal jakoben takım ortaya çıkmıştı. 1- Ulusalcılığa, milliciliğe, milliyetçiliğe, milli iktisadiyata karşı olan kimi jakoben liberal takım "özelleştirmeyi de" tabu haline sokmuşlardır. 2- Washington'un "Genişletilmiş Ortadoğu Projesi'ni övmüşlerdir." 3- Türkiye üzerindeki globalleşme çullanmasının destekçileri olmuşlardır. Milli endüstri, milli tarım dillerinde yoktur. 7- KİMLİKSİZLİK NETİCESİ... Peki şimdiki vaziyetler nedir? 1- Cumhuriyet'in kurduğu ne kadar büyük ve stratejik endüstri varsa, Maliye Bakanı Unakıtan'ın deyimi ile "Tiko paraya" elden gitmiştir. 2- Yeni endüstri hamleleri olmadığı için milyonlar işsiz kalmaya başlamışlardır. 3- Yoksulluk giderek artmaktadır. 4- Türk köylüsünün kaynakları tarım ürünleri ithalatı ile yabancı tarım dünyasına tarihi hatalar ile aktarılmış olmaktadır. 5- Türkiye "üretemeyen Türkiye" haline dönüşmektedir. İşte "milliciler, ulusalcılar, milliyetçiler" buna karşıdırlar. Çünkü "tarihsel kimlikleri" vardır. 8- GAZ MÜDÜRÜ VE FRANSIZLIK... "7 evladımızın hayatlarını kaybetmesinin" ardından açıklama yapan "Gaz müdürü", "Bu gaz özelleşecek, fiyatı düşürüyorsunuz" demiştir. Onu da yabancılar alacaktır herhalde. Peki Osmanlı İmparatorluğu'nun emperyalizm tarafından çöktürülüşü sırasında durum neydi, "Kapitülasyonlar" üzerimize çullanmıştı. Mesela İstanbul Gaz İdaresi ile Tünel Fransızlarındı. Özelleştirme: Tarihsel hatalar ile şimdi sanki o zamanlara yeniden dönülmektedir. Oysa Cumhuriyet onları millileştirmişti. 9- MESELE SADECE "TRT ŞEŞ" Mİ?... TRT Şeş yayına girmiştir. Yeni Devlet Televizyonu'ndan etnik bir dilde yayın yapılmaktadır. Özel televizyonlarda bunun yapılması mesele değildir. Ama, eğer devlet televizyonundan yapılmakta ise o zaman durum ayrıdır. Bizim mesleğimizde sağlam bir şekilde mesleğini sürdürenlere eğer bizden önce başlamışlar ise "ağabey ya da usta" demek gelenektir. Benim meslek anlayışıma göre Hürriyet Gazetesi Başyazarı Oktay Ekşi o tanıma girmektedir. Ekşi ustamız, pazar günkü yazısında TRT Şeş eleştirmesine karşı alınan tavrın yanlış olduğunu yazmıştır. 10- "ÖZERK BÖLGE"... Ekşi ustamız, "Kürtçe yazılmış bir dilekçenin işleme konulmasına karşı olacağını" okullarda Kürtçe eğitim yapılmasına karşı durulacağını veya Kürtçe'nin resmi okullarda öğretilmesi isteklerine karşı olunacağını çünkü bunların bireysel haklardan değil, "Kürt bütünlüğü haklarından olacağını, üniter devlet yapısının buna izin vermeyeceğini belirtmektedir. Burada aynı düşüncedeyiz. Ama bu işler adım adımdır. 11- BRÜKSEL VE ŞAM TALEPLERİ... Benim parantezim bellidir. O bölgede yaşayan vatandaşlarımızın kahir ekseriyeti bu Vatan'a bağlı, sevinçte ve kederde ortak vatandaşlarımızdır. Ama, Brüksel ve dahiliyetteki kimi merkezler Güneydoğu Anadolu "coğrafi bölgemizi" özerk bir bölge haline getirmek siyasetindedirler. "TRT ŞEŞ" bunun için kullanılacak tarihsel hatalı bir adım olmuştur. RTÜK düzeni içinde özel Kürtçe televizyona birşey denilmemiştir. Ama şimdi ışın rengi değişmiştir. Terörün yüksek olduğu zamanda Talabani ile terör başı Şam'da bir açıklama yapmışlardı. O açıklamada "bağımsızlık federasyon, devlet televizyonunda Kürtçe yayın, okullarda Kütçe eğitim de" vardı. 12- SIRASI İLE GELİR... Türkiye'nin bir coğrafi bölgesini "siyasi bölge" haline getimek siyaseti dışarıdan ve içerideki bazı merkezlerce uygulanan bir siyasettir. İşte öteki adımlar ve talepler, mesela Dengir Mir Mehmet Fırat yine hatalar içinde seçimlerde Kürtçe propaganda serbesti istemektedir. Onun yanında bütün etnik dillerde yayın talebi vardır. Peki Türkiye'nin üniter yapısı ne olacaktır? Oktay Ekşi ustamız okullarda Kürtçe eğitime, Kürtçenin resmi okullarda okutulmasına karşı olunacağını yazmaktadır. Bunu üniter devlet yapısının kabul etmeyeceğini belirtmektedir. Ama "herşey sıra ilse olmaktadır" şimdi TRT Şeş ile bir "alıştırma" gibi durum ortaya çıkmıştır. E zaten "alt kimlik, üst kimlik" gibi tarihsel hatalı sözler de vardı. Pazartesi itibariyle durum budur.
Jan. 5
|